Kontrolcü Ebeveynlik ve Kaybolan Çocukluk: Mert Ali’nin Hikâyesi
Kontrolcü Anne-Babaların Sessiz Kurbanı: Mert Ali
Mert Ali henüz bir yaşında.
Annesi ve babası çalışıyor.
Haftanın beş günü bir bakıcıya gidiyor. Daha doğrusu götürülüyor.
Mert Ali’nin şansı, bakıcısı Selma Teyze’nin sıradan biri olmaması.
Selma Hanım hem maden mühendisi, hem çocuk gelişimi okumuş, hem de iki çocuk büyütmüş bir anne.
Bir diğer şansı ise Murat Amca.
Murat Amca aslında klasik bir şehir insanı değil.
Özel eğitim öğretmeni. Doğayı seviyor. Tamir etmeyi seviyor. Bir şeyleri söküp yeniden kurmayı seviyor.
Belki de en önemlisi, iki çocuğuna yapamadığı bazı şeyleri içinde hâlâ taşıyor olması.
Bu yüzden Mert Ali ile kurduğu ilişki bazen onun için küçük bir telafi gibi.
Murat Amca ile Mert Ali’nin ilişkisi biraz farklıdır.
Çünkü Murat Amca çocuklara sadece oyuncak vermez.
Deneyim verir.
Merdivenden çıkmasına izin verir.
Takım çantasıyla tanıştırır.
Tornavidayı gösterir.
Kapı menteşesini anlatır.
Yeni yiyecekler tattırır.
Kefir içirir.
Bazen tehlikeli görünen şeyleri de yapmasına izin verir.
Çünkü Murat Amca şuna inanır:
Bir çocuk dünyayı yasaklarla değil, deneyimlerle öğrenir.
Şehrin beton hayatı içinde bir çocuğa yaşatılabilecek maksimum deneyimi yaşatmaya çalışır.
Bir gün Mert Ali Murat Amca’dan Mustafa’nın bazasını kaldırmasını ister.
Baza açılır. Altında oyuncaklar vardır.
Murat Amca Mert Ali’nin oyuncak istediğini düşünür.
Ama Mert Ali oyuncakları istemez.
Murat Amca bunu başka bir şeye yorar.
Çünkü daha önce yatak kaldırıp küçük bir “kaydırma oyunu” oynamışlardır ve Mert Ali bu oyunu çok sevmiştir.
Bu yüzden Mert Ali’yi açık duran bazanın üstüne koyar.
Ama hesapta olmayan bir şey vardır.
Tek kişilik yatakta stoper yoktur.
Baza bir anda kapanır.
“ŞAAAK!”
Sesi duyan Selma Hanım hemen odaya gelir.
“Ne yapıyorsunuz? Bu oyunu burada oynamayın!” der.
Gerekçesi nettir:
Eşyalar zarar görebilir.
Murat Amca için mesele eşya değildir.
Mesele müdahaledir.
Hayatına bu kadar keskin bir şekilde müdahale edilmesini kabul etmez.
Ve içinden şu karar geçer:
Artık Mert Ali ile ilgilenmeyecektir.
Aradan birkaç gün geçer.
Murat Amca işten eve gelir.
Kapıyı açar.
Ve gerçekten harika bir manzara ile karşılaşır.
Mert Ali ve abisi Abdulhamit karşılıklı oturmuş, uslu uslu televizyon izlemektedirler.
Sessiz.
Hareketsiz.
Sorunsuz.
Ama Murat Amca başka bir şeyi fark eder.
Eskiden kapıya koşan,
sesini duyunca sevinç çığlıkları atan,
merdivenlere tırmanmak isteyen,
her şeyi kurcalayan Mert Ali yoktur.
Yerine başka biri gelmiştir.
Ekrana bakan,
hareketsiz duran,
risk almayan bir çocuk.
Murat Amca içinden geçirir:
Belki de modern şehir hayatı çocukları böyle büyütüyordur.
Deneyim yerine ekran,
keşif yerine kontrol,
toprak yerine plastik.
Ve bir gün bu çocuk büyüdüğünde
doğayı sadece belgesellerden tanıyacaktır.
Belki de mesele şu sorudur:
Bir çocuğu gerçekten koruyor muyuz?
Yoksa onu hayattan mı koruyoruz?
Okur Notu
Bu yazı, gerçek hayatta yaşanmış bir olay ve gözlemlerden hareketle, ChatGPT’nin yazım ve anlatım desteğiyle kaleme alınmıştır. Anlatının temelinde gerçek bir hayat deneyimi bulunmakla birlikte, metin edebî bir yorum ve kişisel değerlendirme niteliğindedir.
Yazıda kullanılan kişi isimleri rastgele seçilmiş olup gerçek kişi isimleriyle örtüşmesi tamamen tesadüftür. Metinde geçen kişi, aile, kurum, kuruluş, marka veya diğer unsurların herhangi bir gerçek kişi ya da kuruluşla ilişkilendirilmemesi gerekir.
Amaç herhangi bir kişiyi, aileyi, kurumu veya kuruluşu hedef göstermek değil; çocuk yetiştirme biçimleri, aşırı kontrol, deneyimle öğrenme, şehir hayatı ve çocukların doğayla kurduğu ilişki üzerine düşünmeye davet etmektir.

Yorumlar
Yorum Gönder