Kayıtlar

Mayıs, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kızılderili Öğretisinin Derin Mesajı: Doğadan Öğrenmeyi Unutan İnsan

Resim
  Doğa Biliyor, İnsan Unutuyor: Bir Kızılderili Öğretisinin Sürdürülebilir Yaşam İçin Fısıldadıkları Bir atın su içtiği yerden su içmek... İlk bakışta romantik bir doğa öğüdü gibi görünüyor. Ancak biraz durup düşününce bu sözlerin aslında bir yaşam felsefesi, bir eğitim modeli ve hatta bir sürdürülebilirlik manifestosu olduğu fark ediliyor. Modern insan olarak elimizde sayısız sensör, uydu, laboratuvar ve veri sistemi var. Buna rağmen temiz suyu, sağlıklı toprağı, güvenli gıdayı ve huzurlu yaşamı bulmakta zorlanıyoruz. Çünkü belki de çok temel bir şeyi kaybettik: Doğayı okumayı. Bu kısa öğretide anlatılanların tamamı, insanın kendisini doğanın efendisi değil, öğrencisi olarak konumlandırdığı bir dünya görüşüne dayanıyor. Doğa Bir Kitaptır; Hayvanlar Onun Dipnotlarıdır Öğreti şöyle başlıyor: "Bir atın susuzluğunu giderdiği yerden su iç." Buradaki mesaj yalnızca suyun temizliği değildir. At, milyonlarca yıllık evrimin süzgecinden geçmiş içgüdüsel bir algıya sahipti...

Yohaku ile Sürdürülebilir Eğitim: Boşluğun Gücü

Resim
  Boşluğun Öğrettiği: Yohaku ile Sürdürülebilir Bir Eğitim Mümkün mü? Bir gün sınıfta hiçbir şey anlatmadım. Tahtaya yalnızca küçük bir nokta koydum. Sonra geri çekildim. Çocuklar önce şaşırdı. “Hocam devamı?” dediler. Devamı yoktu. O an sınıfta bir boşluk oluştu. Ve o boşluk rahatsız ediciydi. Tam da olması gerektiği gibi. Yohaku: Eksik Olan Değil, Bilinçli Bırakılan Japon estetik geleneğinde yohaku (余白) , resimde, yazıda ya da mekânda bilinçli olarak bırakılan boşluktur. Bu boşluk tamamlanmamışlık değildir; izleyicinin katılımı için açılmış bir alandır. Kyoto’daki Ryōan-ji bahçesini düşünün. Taşlar kadar boşluk da tasarımın parçasıdır. Gözünüz taşları saymaya çalışırken, aslında zihniniz boşlukta dolaşır. Ya da In Praise of Shadows eserinde Jun'ichirō Tanizaki ’nin anlattığı gibi: Işık kadar gölge de anlam taşır. Boşluk, görünmeyenin öğretmenidir. Sürdürülebilirlik: Daha Fazla Değil, Daha Az Müdahale Bugün sürdürülebilirlik çoğu zaman yeni teknolojiler, yeni ü...

Psikolojik Dayanıklılık Nedir? Stoacı Felsefe ile Sürdürülebilir Yaşamın Bağlantısı

Resim
  Kontrol Edemediklerimiz, Seçebildiklerimiz Psikolojik Dayanıklılık ve Sürdürülebilir Yaşamın Stoacı Kesişimi Bir insandan her şeyi alabilirsiniz; ama başına gelenlere nasıl karşılık vereceğini seçme gücünü asla alamazsınız. Bu cümle bir motivasyon sözü değil. Bu, insanlığın kriz zamanlarında tekrar tekrar keşfettiği hayatta kalma yasasıdır . Bugün iklim krizi, ekonomik belirsizlikler, toplumsal güvensizlik ve hız çağının yorgunluğu içinde aynı soruyla karşı karşıyayız: Neye hâkimiz, neye değiliz? Bu soru yeni değil. M.Ö. 3. yüzyılda Stoacı filozoflar tam olarak buradan yola çıktı. Stoacı Ayrım: Kontrolümde Olanlar ve Olmayanlar Epiktetos, Stoacılığın merkezine basit ama sarsıcı bir ayrım koyar: Kontrolümde olanlar: yargılarım, tepkilerim, seçimlerim Kontrolümde olmayanlar: hava durumu, başkalarının davranışları, hastalık, yoksulluk, krizler Psikolojik dayanıklılık tam da bu ayrımın içselleştirilmesidir. Sürdürülebilir yaşam ise bu ayrımın davranışa dönüşmü...

Status Over Substance: Ayakkabıdan Tavus Kuşuna Gösterişin Kökeni

Resim
  Tavus Kuşu Gösterir, İnsan Saklar Status Over Substance Nasıl Hayatımızın Merkezine Yerleşti? Bir tavus kuşunu düşünelim. Tüyleri parlak, gösterişli, neredeyse abartılı. Ama şunu fark edelim: Tavus kuşu gösteriş yapmak için gösterişli değildir . O tüyler, milyonlarca yıllık evrimin sonucudur; eş seçimi, gen aktarımı ve hayatta kalma ihtiyacının ürünüdür. Yani doğada gösteriş, işlevin yan ürünüdür . İnsanda ise bir noktada bu denge tersine döndü. Gösteriş, işlevin yerine geçti. Önce İşlev Vardı İnsanlık tarihinin büyük bölümünde nesneler sade bir soruya cevap verirdi: “İşe yarıyor mu?” Ayakkabı ayağı korumak içindi. Kıyafet sıcak tutmak için. Barınak yağmurdan saklanmak için. Değer, dayanıklılıkta , onarılabilirlikte ve uzun ömürde ölçülürdü. Kimse bir nesneye bakıp “Bu beni nasıl gösterir?” diye sormazdı. Çünkü hayatta kalmak, görünmekten daha acildi. Kırılma Noktası: Görünür Olmak Temel ihtiyaçlar karşılandıkça, soru sessizce değişti: “Bu nesne beni...

İhtiyacından Fazlasını Paylaşmak: Gıda İsrafı, Tüketim Psikolojisi ve Garot Yasası

Resim
  İhtiyacından Fazlasını Paylaşmak Bir Yasa, Bir Soru ve İnsan Olmanın İnce Çizgisi Bir süpermarketin arka kapısını düşün. Raflardan indirilmiş ama hâlâ yenilebilir ekmekler, meyveler, sebzeler… Uzun yıllar boyunca bu kapının ardında gıdalar çamaşır suyu dökülerek yok edildi. Çünkü paylaşmak, düzeni bozuyordu. 2016’da Fransa bu kapıyı kapattı. Ve yeni bir kapı açtı. Guillaume Garot’nun öncülüğünde çıkan yasa, süpermarketlere şunu söyledi: “İhtiyacından fazlasını atamazsın. Paylaşmak zorundasın.” Bu bir yardım yasası değildi. Bu bir etik hatırlatma ydı. Açlık neden bitmiyor? Çünkü açlık çoğu zaman gıda yokluğundan değil , fazlalığın yanlış yerde birikmesinden doğar. Dünya bugün herkesi doyurabilecek kadar gıda üretiyor. Ama aynı dünya, ürettiğinin yaklaşık üçte birini çöpe atıyor . Bu bir tarım krizi değil. Bu bir karar krizi . Fransa’nın yaptığı şey tam olarak şuydu: Gıdayı “ticari mal” olmaktan çıkarıp kamusal sorumluluk haline getirmek. Peki insanlar ne...