Doğal Olan Her Şey Masum mu? Ceviz, Balıklar ve Ekosistemler


 

Doğal Zehirler ve Ekosistemler: Doğa Kendini Nasıl Savunur, Biz Nasıl Yanılırız?

Doğada “zehir” dediğimiz şey çoğu zaman kötücül değildir.
Aksine, zehir; doğanın kendini koruma dili, hayatta kalma stratejisidir.

Ama insan, bu dili yanlış okuduğunda ekosistemler zarar görür.

Bir Dere, Bir Çuval ve İki Balık

12–13 yaşlarındaydım.
Trabzon’un Akçaabat ile Çarşıbaşı ilçelerinin birleştiği yerde, Hıdırnebi Yaylası’ndan doğan derenin kenarında büyüyorduk. O dere sadece su taşımazdı; yaşam taşırdı.

Bizden büyüklerin uyguladığı bir yöntem vardı:
Yaş ceviz ve ceviz yaprakları toplanır, bir çuvalda ezilir, sonra derenin yukarısına bırakılırdı. Bir süre sonra balıklar su yüzeyine çıkardı.

Merak ettim.
Ben de denedim.

Ama kısa süre sonra iki küçük balık, ters dönerek su yüzeyine çıktı. Küçüktüler. Henüz bir yaşını bile doldurmamışlardı.
Öldüklerini fark ettiğimde içimde bir şey koptu. Geri göndermek istedim ama olmadı.

O gün balıkçılığı değil, kolaycılığı bıraktım.

Peki Ne Oldu? Balıklar Neden Zehirlendi?

Ceviz ağacı, kendini korumak için juglon adlı güçlü bir kimyasal üretir.
Bu madde:

  • Böcekleri uzak tutar

  • Rakip bitkilerin büyümesini engeller

  • Yaprak ve yeşil kabukta yoğun bulunur

  • Suda çözünebilir

Juglon suya karıştığında balıkların solungaç dokularını tahriş eder. Solungaçlar balığın akciğeridir; çok ince, çok hassas ve doğrudan dış dünyayla temas hâlindedir.

Sonuçta balık:

  • Suda oksijen olmasına rağmen alamaz

  • Panik hâlinde yüzeye çıkar

  • Yan yatar, ters döner

  • Özellikle yavru balıklar hızla ölür

Bu bir “uyuşturma” değil, boğulmaya benzer fizyolojik bir çöküştür.

Doğal Olan Her Şey Masum mudur?

Hayır.

Doğada:

  • Tütün → nikotin üretir

  • Acı bakla → alkaloid üretir

  • Hintyağı → risin içerir

  • Ceviz → juglon salgılar

Bunların hepsi doğal, ama aynı zamanda ölümcül olabilir.

Sorun zehirde değil.
Sorun, zehri bağlamından koparmakta.

Geleneksel Bilgi Neden Her Zaman Güvenli Değildir?

“Eskiden yapılırdı” cümlesi tek başına bir savunma değildir.

Çünkü:

  • Eskiden akarsular daha güçlüydü

  • Toksinler hızla seyrelirdi

  • Balık popülasyonu çok daha fazlaydı

  • Ekosistemlerin kendini onarma kapasitesi yüksekti

Bugün aynı yöntem:

  • Yavru balıkları öldürür

  • Yumurtaları yok eder

  • Sadece balığı değil, sucul böcekleri ve mikro yaşamı da etkiler

  • Ekosistemin toparlanmasını geciktirir

Bu yüzden birçok ülkede bitkisel balık zehirleriyle avcılık yasaktır.

Ekosistemler Hafızaya Sahiptir

Bir dere, yaşananı unutmaz.
Bir kez bozulan denge, yıllarca toparlanamayabilir.

İki küçük balık…
Belki bir popülasyonu değil ama bir vicdanı değiştirdi.

O gün şunu öğrendim:

Doğa, gücünü göstermek için bağırmaz.
Sessizce öğretir.

Bugün Ne Yapmalıyız?

  • “Doğal” kelimesini sorgulamalıyız

  • Geleneksel bilgiyi ekolojik bağlamla birlikte değerlendirmeliyiz

  • Kolay ve hızlı sonuç veren yöntemlerden şüphe duymalıyız

  • Doğaya karşı değil, doğayla birlikte öğrenmeliyiz

Çünkü gerçek sürdürülebilirlik, zarar vermeden elde edilen bilgide saklıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bilim, Dogma Olabilir mi?

Probiyotik Tüketiyoruz, Ama Pestisitler Ne Diyor?

İnsanlığın Evrimi ve Yeni Eşik: Yapay Zeka Çağında Sürdürülebilirlik Arayışı