Yarış, Kazanmak ve Kaybetmek: Neden Hepimiz Aynı Oyunda Yoruluyoruz?

 

**Bir Yarışı Kim Kazanır?

Ve Neden Hepimiz Kaybetmiş Oluruz?**

Bir koşu yarışı düşün.
Başlangıç çizgisinde onlarca insan var.
Aynı anda koşmaya başlıyorlar.
Biri bitiş çizgisini ilk geçiyor ve alkışlar kopuyor.

Kazanan belli.

Peki ya diğerleri?

Onlar gerçekten “kaybetti” mi?
Eğer öyleyse şu soruyu sormak kaçınılmazdır:

Oyunlar eğlenmek içindir.
Peki bir kişinin kazandığı, geri kalan herkesin kaybettiği bir deneyimin nesi eğlencelidir?


Yarışın Görünmeyen Kabulleri

Bir yarış, yalnızca bir etkinlik değildir.
Bir yarış, aynı zamanda bir dünya görüşü taşır.

Yarış şunu varsayar:

  • Aynı anda başlayanlar eşittir

  • Herkes aynı şeyi ister

  • Herkes aynı yoldan gitmelidir

  • Ve en önemlisi: Herkes kazanamaz

Bu varsayımlar o kadar erken yaşta öğretilir ki,
çoğu zaman onları sorgulamayız bile.

Çocuklar koşar, not alır, sıralanır.
Gençler yarışır, elenir, seçilir.
Yetişkinler performans gösterir, hedef tutturur, geride kalır.

Ve bir noktadan sonra yarış, oyundan çıkar;
kimliğe dönüşür.


Doğada Yarış Var mı?

Doğaya baktığımızda hız görürüz, güç görürüz, mücadele görürüz.
Ama şaşırtıcı bir şey fark ederiz:

Doğada birincilik yoktur.

Bir ceylan aslandan hızlıysa, “yarışı kazandığı” için değil;
yaşamını sürdürdüğü için hayattadır.

Aslan yakalayamazsa “kaybetmiş” sayılmaz;
enerji dengesini yeniden kurar, başka bir zaman dener.

Ağaçlar güneş için yarışıyor gibi görünür.
Ama biri gölgede kalırken diğeri büyür;
orman yine de bir bütün olarak varlığını sürdürür.

Doğa sıralamaz.
Doğa uyumlar.


Yarış Neden Bu Kadar Kolay Kabullenilir?

Çünkü yarış yalnızca bir oyun değil,
bir anlam aktarma aracıdır.

Yarış bize şunu öğretir:

  • Kazanırsan değerlisin

  • Kaybedersen eksiksin

  • Hızlıysan iyisin

  • Yavaşsan geridesin

Ve çok kritik bir eşik aşılır:

İnsan, oyunu kaybettiğini değil,
kendinin yetersiz olduğunu düşünmeye başlar.

İşte bu noktada yarış tehlikeli olur.

Artık sorun oyunun kendisi değildir.
Sorun, insanın kendisiyle kurduğu ilişkidir.


Okulda Başlayan, Hayatta Süren Yarış

Bu mantık ilk kez okulda karşımıza çıkar.

Notlar, sıralamalar, dereceler…
Sözde ölçülen şey bilgidir.
Ama gerçekte ölçülen şudur:

Belirli bir zamanda, belirli bir formatta,
belirli bir beklentiye ne kadar uyum sağladığın.

Öğrenme yavaşsa sorun olur.
Derinse görünmez olur.
Farklıysa dışarıda kalır.

Okulda başlayan bu yarış, iş hayatında başka adlar alır:

  • Performans

  • Rekabet

  • Hedef

  • Zirve

Dil değişir ama mantık değişmez.


Sürdürülebilir Bir Dünyada “Birinci” Var mı?

Bu soru her şeyi yerinden oynatır.

Sürdürülebilirlik şunu sorar:

“Bu sistem kendini ve içindekileri uzun vadede yaşatabiliyor mu?”

Burada “birinci” olmak anlamsızlaşır.

Çünkü:

  • Birinin aşırı kazanması, diğerinin kaybıysa

  • Birinin hızlanması, sistemin tükenmesiyse

  • Birinin öne çıkması, toprağın geri düşmesiyse

Bu başarı değildir.
Bu, çöküşün ertelenmiş hâlidir.

Aborijin kültürlerinde, Anadolu’nun imece geleneğinde, köy değirmenlerinde:

  • Birincilik yoktur

  • Ama süreklilik vardır

  • Hakkaniyet vardır

  • Yaşatmak vardır


Başka Bir Oyun Mümkün mü?

Belki de asıl mesele şu değildir:
“Yarışlar kötü mü?”

Asıl mesele şudur:
Neden başka oyunlar tasarlamıyoruz?

Herkesin kendi önceki hâliyle yarıştığı,
hızın değil farkındalığın önemli olduğu,
birinin parlamasının diğerini söndürmediği oyunlar…

Dohrnova Eğitim Felsefesi tam da buradan başlar.

Eğitimi:

  • birinciler üretme alanı olmaktan çıkarıp

  • yaşatmayı öğrenme alanına dönüştürmeye çalışır.

Çünkü doğa bize şunu öğretir:

En hızlı olan değil,
en uyumlu olan hayatta kalır.


Son Bir Soru (Okuyucuya)

Şimdi kendine şunu sorman için duralım:

  • Hayatında hangi yarışlara hiç sormadan girdin?

  • Kazandığında gerçekten ne kazandın?

  • Kaybettiğinde gerçekten neyi kaybettin?

  • Ve belki de en zor soru:
    Hâlâ o oyunda olmak istiyor musun?

Belki de mesele kazanmak değildir.
Belki de mesele,
oyunu yeniden tanımlamaktır.

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bilim, Dogma Olabilir mi?

Probiyotik Tüketiyoruz, Ama Pestisitler Ne Diyor?

İnsanlığın Evrimi ve Yeni Eşik: Yapay Zeka Çağında Sürdürülebilirlik Arayışı