Sürdürülebilir Yaşam Tarzına Bizi İten ve Çeken Nedenler

 


Sürdürülebilir Yaşam Tarzına Bizi İten ve Çeken Şeyler

Mayıs ayından bu yana yazıyorum.
Kimi zaman bir öfkeyle, kimi zaman bir umutla.
Bazen içimi sıkan bir haberle, bazen toprağa dokunduğum bir anın ardından.

Bugün durup şunu sordum kendime:
Beni yazmaya iten şey ile yazmaya çeken şey aynı mı?

Bu soruyu biraz daha genişlettim.
Sürdürülebilir yaşam tarzına bizi iten nedenlerle, ona doğru çeken nedenler aynı mı?

Değil.

Ve bu fark, sandığımızdan çok daha belirleyici.


İten: Krizin Dili

Sürdürülebilirlik çoğu zaman bir “acil durum dili” ile anlatılıyor.

  • İklim krizi

  • Kuraklık

  • Gıda güvensizliği

  • Atık dağları

  • Gelecek kaygısı

Bunlar gerçek.
Ve evet, bunlar insanı harekete itiyor.

Ama iten şeylerin ortak bir özelliği var:
Korkudan besleniyorlar.

İten güç:

  • Acele ettirir

  • Kasar

  • Suçluluk üretir

  • “Bir şey yapmalısın” diye bağırır

Bu yüzden pek çok insan sürdürülebilir yaşamla yorgun bir şekilde tanışıyor.
Daha başlamadan tükenmiş hissediyor.

Tıpkı yazarken olduğu gibi…
Sadece öfkeyle yazılan metinler bir noktada susar.


Çeken: Anlamın Dili

Ama yazıyı sürdürten şey öfke değildir.
Sürdürülebilir yaşamı kalıcı kılan da kriz değildir.

Çeken şeyler bambaşkadır:

  • Toprağa dokunduğunda hissedilen dinginlik

  • Onardığın bir eşyanın verdiği yeterlilik

  • İhtiyacından az almanın getirdiği hafiflik

  • Çocuğuna anlatabileceğin bir hikâye

Çeken güç:

  • Zorlamaz

  • Davet eder

  • Yavaşlatır ama derinleştirir

  • Kimliğe yerleşir

Bu yüzden kompost yapmak bir görev gibi değil,
bir ritüel gibi hissedilir.

Bu yüzden tohum ekmek,
geleceğe yazılmış sessiz bir mektup gibidir.


Sürdürülebilir Olan Hangisi?

Burada kritik bir gerçek var:

İten şey başlatır,
çeken şey sürdürür.

Sadece itilen davranışlar:

  • Kampanya bittiğinde biter

  • Haber gündemden düştüğünde unutulur

Ama çekilen davranışlar:

  • Alışkanlığa dönüşür

  • Kimliğin parçası olur

  • Başkasına anlatılmak ister

İnsanlar sürdürülebilir yaşamı sürdürmez.
Sürdürülebilir yaşamda kendilerini bulurlarsa yaşarlar.


Yazmakla Sürdürülebilirlik Neden Bu Kadar Benziyor?

Bugün fark ettiğim şey şu oldu:

Beni yazmaya umut itmiş olabilir,
ama yazıda kalmamı sağlayan şey arayışın kendisi.

Sürdürülebilir yaşamda da durum aynı:

  • Kriz farkındalık yaratır (iten),

  • Ama anlam bağ kurdurur (çeken).

Bu yüzden yalnızca “ne yapmalıyız” değil,
“nasıl bir insan olmak istiyoruz” sorusu belirleyicidir.


Belki de Asıl Soruyu Yanlış Soruyoruz

Bugüne kadar sıkça şunu sorduk:

İnsanları nasıl ikna ederiz?

Belki de sormamız gereken şu:

İnsanlar zaten neye özlem duyuyor?

Sessizliğe mi?
Yeterliliğe mi?
Bağa mı?
Anlama mı?

Çünkü sürdürülebilir yaşam:

  • Yeni bir yük değil,

  • Unutulmuş bir hatırlama olabilir.


Son Bir Not

Eğer bu yazıyı okurken şunu hissettiysen:
“Evet, ben de bir süredir bir şeye doğru çekiliyorum…”

İşte orası.
Tam orası.

Sürdürülebilir dönüşüm,
insanın kendini zorladığı yerde değil,
kendine yaklaştığı yerde başlar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bilim, Dogma Olabilir mi?

Probiyotik Tüketiyoruz, Ama Pestisitler Ne Diyor?

İnsanlığın Evrimi ve Yeni Eşik: Yapay Zeka Çağında Sürdürülebilirlik Arayışı