Kayıtlar

Şubat, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sürdürülebilir zihinsel hareketlilik nedir?

Resim
  1. Zihinsel Hareketlilik Nedir? Zihinsel hareketlilik; bireyin bilgiler, değerler, deneyimler ve bakış açıları arasında akışkan biçimde hareket edebilme kapasitesidir. Ancak bu hareketlilik her zaman sağlıklı değildir. Sürekli içerik tüketmek Hızlı kararlar almak Anlık tepkilerle yön değiştirmek Bunlar hareket yaratır ama dönüşüm yaratmayabilir. Dohrnova Turrina açısından mesele şudur: Zihnin nereye, ne hızla ve ne bedelle hareket ettiği. 2. “Sürdürülebilir” Olan Ne Demektir? Doğada sürdürülebilirlik, bir sistemin kendini tüketmeden devam edebilmesi demektir. Zihin için de aynısı geçerlidir. Sürdürülemez zihinsel hareketlilik: Bilgi obezitesi Sürekli uyarılma hâli Tükenmişlik Yüzeysellik Değer erozyonu Sürdürülebilir zihinsel hareketlilik ise: Bilgiyi sindire sindire ilerlemek Öğrendiklerini davranışa dönüştürmek Kendi değerleriyle uyumlu düşünsel yolculuklar yapmak Zihni, doğa gibi döngüsel çalıştırmak 3. Dohrnova Turr...

Doğal Olan Her Şey Masum mu? Ceviz, Balıklar ve Ekosistemler

Resim
  Doğal Zehirler ve Ekosistemler: Doğa Kendini Nasıl Savunur, Biz Nasıl Yanılırız? Doğada “zehir” dediğimiz şey çoğu zaman kötücül değildir. Aksine, zehir; doğanın kendini koruma dili , hayatta kalma stratejisidir. Ama insan, bu dili yanlış okuduğunda ekosistemler zarar görür. Bir Dere, Bir Çuval ve İki Balık 12–13 yaşlarındaydım. Trabzon’un Akçaabat ile Çarşıbaşı ilçelerinin birleştiği yerde, Hıdırnebi Yaylası’ndan doğan derenin kenarında büyüyorduk. O dere sadece su taşımazdı; yaşam taşırdı. Bizden büyüklerin uyguladığı bir yöntem vardı: Yaş ceviz ve ceviz yaprakları toplanır, bir çuvalda ezilir, sonra derenin yukarısına bırakılırdı. Bir süre sonra balıklar su yüzeyine çıkardı. Merak ettim. Ben de denedim. Ama kısa süre sonra iki küçük balık, ters dönerek su yüzeyine çıktı. Küçüktüler. Henüz bir yaşını bile doldurmamışlardı. Öldüklerini fark ettiğimde içimde bir şey koptu. Geri göndermek istedim ama olmadı. O gün balıkçılığı değil, kolaycılığı bıraktım. Peki Ne Old...

1 Gram Kumu Silerken Dünyadan Neleri Götürüyoruz?

Resim
  1 Gram Kumu Yerden Silmek İçin Neleri Götürüyoruz? Masum bir temizlik anının arkasındaki petrol, su, insan emeği ve karbon hikâyesi Yerde 1 gram kum var. Avucuna alsan kaybolacak kadar az. Bir nefes alsan uçacak kadar hafif. Ama sen eğilip bir ıslak havlu alıyorsun. Ve o anda, sadece kumu değil; bir fabrikanın gölgesini, bir petrol kuyusunu, bir kamyon konvoyunu, bir insan emeği zincirini ve geleceğe bırakılmış bir yükü de yerden kaldırıyorsun. Bu yazı, o 1 gram kumun ardında sessizce götürdüklerimizi anlatıyor. 1. 1 Gram Kumun Doğaya Etkisi: Sıfıra Yakın Önce dürüst olalım. 1 gram kum: Doğal İnert Toksik değil Enerji istemez Mikroorganizmalara zarar vermez Zamanla toprağa karışır Yani doğanın gözünde problem değildir . Problem, bizim ona verdiğimiz cevaptır. 2. Islak Havlu: 1 Gram Kumu Temizlemek İçin Kurulan Endüstri Bir adet ıslak havlu ortalama olarak şunları içerir: 1–3 gram petrol türevi lif Kimyasal bağlayıcılar Koruyucu madde...

Gerçek Pamuk ve Yün Çorap Neden Bulunmuyor? Kış Çorabı Deneyimi

Resim
  Kış Çorabı Ararken: Ayağın Hatırladığı, Etiketin Unutturduğu Bugün birkaç mağaza gezdim. Niyetim basitti: tam pamuk bir çorap almak . Ama basit olan niyet, raflarda karşılığını bulamadı. “Pamuklu” yazanlara dokundum. Pamuk gibi değillerdi. “Yünlü” denilenleri elime aldım; ama yün hissi alamadım. Parmaklarımın tanıdığı şey başkaydı: polyester . Yumuşak ama cansız. Kaygan ama soğuk. Tenle konuşmayan bir doku. Kış Çorabı Nedir Aslında? Kış çorabı denince çoğu insanın zihninde şu canlanıyor: Kalın olsun Yumuşak olsun Ayağı sarsın Ama kış, yalnızca soğuk değildir. Kış: Nemdir Terlemedir Uzun süre ayakta kalmaktır Gerçek bir kış çorabının işi: Ayağı ısıtmak değil , dengelemektir Terletmeden sıcak tutmaktır Ayağı havasız bırakmamaktır Bunu da ancak gerçek lif yapabilir. Pamuk Neden Yok? Pamuk zor bulunan bir ürün değil. Bu topraklarda yetişiyor. İşlenmesi biliniyor. Ama raflarda yok. Çünkü pamuk: Esnek değildir Şekil tutma ...

“Görmediğimiz Acılar: Konfor, Tüketim ve Şefkat Arasında İnsan Olmak”

Resim
  Hiçbir Yaratık, Bunu Kendi Arzulamadıkça Acı Çekmemelidir Bu cümle bir slogan değil. Bir temenni hiç değil. Bir etik eşik tir. Ve insanı durdurur. Çünkü bu cümle şunu sorar: Bir başkasının acısı, kimin kararıyla meşru hale gelir? Modern dünyada bu soruyu nadiren sorarız. Çünkü konforlu bir alandayız. Ve konfor, acıyı görünmez kılar. Görmediğimiz Acılar Üzerine Kurulu Bir Konfor Bugün çoğumuz kimseye acı çektirmediğimizi düşünürüz. Çünkü bunu elimizle yapmayız. Et reyonda paketlidir. Ürün tek tıkla gelir. Atık gözden uzaktadır. Emek zincirin en dibindedir. Acı ise hep başka bir yerdedir. Görmediğimiz için de acı, kararlarımızın içine girmez. Böylece tüketim “masum” görünür. Oysa masumiyet çoğu zaman ahlaki değil, mesafesel bir durumdur. Acıya yeterince uzaktaysak, kendimizi temiz hissederiz. Tam da bu noktada şu ilke devreye girmelidir: Hiçbir yaratık, bunu kendi arzulamadıkça acı çekmemelidir. Bu ilke, “acı var mı?” diye sormaz yalnızca. Daha zorunu so...